Archive for the ‘Çay Ve Sağlık’ Category

Siyah Çay Aromalı Sigara

12.09.09

Kullanım Alanları
1.Kozmetik alanda deri ve saç sağlığında. (3)

Camellia yağı, deri farmakolojisi ve kozmetik bilimi alanında da kullanılan tüm merhemlerin kökeninde de yer almaktadır. Kullanıldığı alanlar; gece ve gündüz kremleri, anti buruşukluk terkipleri, ruj, saç kremleri, makyaj malzemeleri, anti güneş preparatları ve makyaj temizleme ürünlerini kapsar. (7)

 
2.Tekstil sanayinde kullanılırlar. Çay tohum yağı; pamuk tohumu, susam ve mısır yağlarından farklı olup, kurumaz ve okside olmaz. Bu durum tekstil endüstrisinde bir avantaj teşkil etmektedir. -18 dereceye kadar likit halini muhafaza eder.  (4)

3.Gıda yağı olarak kullanılabilinirler. Ancak saponin ihtiva ettikleri için kullanılabilinir hale gelmeleri için bir seri işlem gerekmektedir. (4) Çay yağı, Güney Çin illerindeki başlıca yemek pişirme yağıdır, özellikle Hunan’da sebzelerin %50’den çoğu Camellia’dan elde edilen yağla pişirilir. Zeytin yağı ile karşılaştırıldığında, çay yağı yüksek kaliteli bir pişirme yağıdır. Çin halkının 1/7’si yemek pişirmek için çay yağı kullanır .Diyetlerine sığır iç yağı ilave edilenle karşılaştırıldığında Camellia yağı ilave edildiğinde genç erkeklerin kanlarındaki HDL kolesterol düzeyi azalmıştır. (7)
4.Çay tohumu toz haline getirilerek organik  gübre olarak, havuz temizliğinde, su kalitesinin artırılmasında, çim ve golf sahalarında böcek öldürülmesinde kullanılır. (6)

5) Çay yağı endüstriyel kullanım için, iyi bir materyaldir ve sabun, margarin, saç yağı, yağlama (gres) yağı, boya, molekül ağırlığı yüksek diğer bileşenlerin sentezi ve paslanmaya karşı yağ üretmek için kullanılır. (7)
6. Tohum kabuklarının ekstraksiyonu ile ayrıca saponin, tanin ve pentosan gibi yararlı bileşikler elde edilir. Saponin, yangın söndürücü köpükler için, deterjanlarda ve pestisitlerde emülsiyonlama maddesi olarak kullanılır (7).

7.Çay yağı işleme atıklarından elde edilen ekstraktlar, ayrıca çiftlik hayvanlarının beslenmesinde kullanılacağı gibi gübre yem ve pestisit formulasyonlarında da kullanılır. Camellia’dan elde edilen triterpenoid saponin’in bağışıklık fonksiyonunu geliştirdiği görülmüş, anti bakteriyal ve anti viral aktiviteyi arttırmış, insanlar ve hayvanlarda anti muta genik ve anti oksidan özelliklere sahiptir.
8.Çay yağı atıkları aşağıdaki zararlıların etkin kontrolleri için kullanılmaktadır; pirinç yanıklığı, pirinç kını ve sapı hastalığı, buğday pası, kesici kurtlar, pamuk yaprak biti, bazı tırmanıcı böcekler, uzun boynuzlu böcek ve sülükler (7).
 
Çaylıklarımızda Tohum Verimi

 

Çay Araştırma Enstitüsü tarafından çay hinterlandımızdaki değişik bahçe ve rakımlarda yapılan çay tohumu verimi gözlem çalışmalarında dekara 1 kg ile 70 kg arasında değişen sonuçlar elde edilmiştir. Ortalama 1 tohum ağırlığı 1 gramın üzerinde olup yaklaşık 90 tohum 100 gram gelir

Tohum Verimini Etkileyen Faktörler
- Güneş Işığı, Dikim Aralığı, Hayvan Gübresi, Budama, Fosforlu Gübreler

- Birbirine girmiş sık çaylıklarda tohum teşekkülü güneş ışığı olmadığından çok az olmaktadır.

- Normal dikim aralıklı çay ocaklarında bitkinin her tarafı ışık alabildiği için tohum verimi daha fazla olmaktadır.
 
- Normal dikim aralıklı, hayvan gübresiyle gübrelenmiş, yabancı otlardan temizlenmiş ve zamanında ve zamanında budanmış çaylıklarda hem tohum ve hem de sürgün verimi fazla olmaktadır.
- Tohum teşekkülü bilhassa güneş alan set kenarındaki ocak kesiminde yoğundur.

- Aynı şartlardaki çaylıklardan budanmayan ve gelişmenin az olduğu çaylıklarda tohum verimi daha fazla olmaktadır.
- Fosforlu gübreler meyve teşekkülünü artırmaktadır.

 
TS 3224 Çay Tohumu Standardı
 

Çay tohumu ile ilgili mevcut standart TSE tarafından “TS 3224 Çay Tohumu Standardı” olarak 12.04.2005 tarihinde yayınlanmış olup 1978’de yayınlanan standart yürürlükten kaldırılmıştır..

——————————————————————————–
 
Sonuç
 
Çaylıklarımızdaki gerek tohum veriminin çok düşük olması gerekse işçiliğin yüksek olması, çay tohumundan yağ elde edilmesi gibi; kulağa hoş gelen düşünceleri ekonomik olmayacağı yönündeki kanaatlerden ve çay tohum yağının ne amaçla kullanılacağı sorusuna doğru cevap bulunamadığından dolayı bugüne kadar hep söylem aşamasında kalmıştır. Sanırım artık doğru cevabın ne olduğu konusunda bu küçük araştırmamız bir nebze olsun ışık tutmuştur.
Söz ve sıra ilgililerin ilginenlerin….

Muammer (Djarum Black Tea Cigarette)

Sigara veya tütün mamülleri insan sağlığı için zararlıdır. Bu, yazının amacı sigarayı övmek değil, çay’ın (Camellia assamica) ne kadar geniş bir kullanım alanı olan değerli bir ürün olduğunu göstermektir !

Drajum siyah çay aromalı sigaralar, siyah çay aroması emdirilmiş kurutulmuş tütün yapraklarından Endonezya Jakarta’da üretilen aromalı bir sigara türüdür. Bu sigaralara siyah çay aroması, kırılgan olan kurutulmuş tütün yaprakların işlenmeden önceki nemlendirme aşamasında ilave edilir.

Alev alma ve yüksek ısı yayarak yanabilme özellikleri tütüne oranla çok düşük olan kurutulmuş çay yapraklarından direk sigara üretimi mümkün olmamakla birlikte, tam fermente olmuş bir çay türü olan siyah çayın aroması ile tütün yapraklarını aromalandırarak  zenginleştirmek mümkündür. Önceleri, sigara filtrelerine emdirilen çay aroması tiryakiler tarafından rağbet görmeyince direk ham maddeye (tütün) katılması benimsenmiştir.

Endonezya’da yerel halk kendi üretmiş olduğu tütünlerden siyah çay aromalı sigarayı elde ederken basit yöntemlerle nemlendirme işlemini yaparken, sigaraya işleme öncesi demlemiş oldukları çay ile kurutulmuş tütün yapraklarını nemlendirirler. Puro ve pipo’luk tütünler içinse, çay aroması ile nemlendirme işlemi uygulanmamaktadır.

Aşağıdaki kaynaklar incelendiğinde görülebileceği üzere, Endonezya’da üretilen bu sigaralar aynı zamanda ihraç edilmektedirler.

Kamil Engin İSLAMOĞLU
Ziraat Mühendisi
E-Mail        

Kaynaklar:

——————————————————————————–
Ali Baba
Bandung Store
Clove Cigarettes Shop
Clove Cigarettes Store
Sale Cheap Cigarettes  1  2
Shopit   1 2
Stogie Fresh
 

 

Kaynaklar:

1) Çaylıklarımızın Tohum Verimi ve Yağ Oranının Tesbiti, Mustafa Bilsel, Kimya Mühendisi, Çay Araştırma Enstitüsü, Rize, 1974
2) Çay Topraklarının Verimlilik Kabiliyetleri, Toprak ve Su Genel Müdürlüğü Araştırma Enstitüsü Teknik Yayınları, 9. sayı
3) Tea Seed Powder, Teaseedpowder-china.com
4) Handbook of Energy Crops, Camellia Sinensis (L), Kuntze , James A. Duke, 1983, Hort.purdue-edu
5) B&T World Seeds, www.b-and-t-world-seeds.com
6) Çay Tohum Tozu, Kamil Engin İslamoğlu, 2006
7) Nursery Production of Tea Oil Camellia Under Different Light Levels,  John M.Ruther, Tercüme : Farklı Işık Düzeyleri Altında Yağlık Çay Camellia’nın (Camellia oleifera) Fidanlıkta Üretimi Kamil Engin İslamoğlu, 2007

Çay Tohumu Yağı

12.09.09

Kullanım Alanları
1.Kozmetik alanda deri ve saç sağlığında. (3)

Camellia yağı, deri farmakolojisi ve kozmetik bilimi alanında da kullanılan tüm merhemlerin kökeninde de yer almaktadır. Kullanıldığı alanlar; gece ve gündüz kremleri, anti buruşukluk terkipleri, ruj, saç kremleri, makyaj malzemeleri, anti güneş preparatları ve makyaj temizleme ürünlerini kapsar. (7)

 
2.Tekstil sanayinde kullanılırlar. Çay tohum yağı; pamuk tohumu, susam ve mısır yağlarından farklı olup, kurumaz ve okside olmaz. Bu durum tekstil endüstrisinde bir avantaj teşkil etmektedir. -18 dereceye kadar likit halini muhafaza eder.  (4)

3.Gıda yağı olarak kullanılabilinirler. Ancak saponin ihtiva ettikleri için kullanılabilinir hale gelmeleri için bir seri işlem gerekmektedir. (4) Çay yağı, Güney Çin illerindeki başlıca yemek pişirme yağıdır, özellikle Hunan’da sebzelerin %50’den çoğu Camellia’dan elde edilen yağla pişirilir. Zeytin yağı ile karşılaştırıldığında, çay yağı yüksek kaliteli bir pişirme yağıdır. Çin halkının 1/7’si yemek pişirmek için çay yağı kullanır .Diyetlerine sığır iç yağı ilave edilenle karşılaştırıldığında Camellia yağı ilave edildiğinde genç erkeklerin kanlarındaki HDL kolesterol düzeyi azalmıştır. (7)
4.Çay tohumu toz haline getirilerek organik  gübre olarak, havuz temizliğinde, su kalitesinin artırılmasında, çim ve golf sahalarında böcek öldürülmesinde kullanılır. (6)

5) Çay yağı endüstriyel kullanım için, iyi bir materyaldir ve sabun, margarin, saç yağı, yağlama (gres) yağı, boya, molekül ağırlığı yüksek diğer bileşenlerin sentezi ve paslanmaya karşı yağ üretmek için kullanılır. (7)
6. Tohum kabuklarının ekstraksiyonu ile ayrıca saponin, tanin ve pentosan gibi yararlı bileşikler elde edilir. Saponin, yangın söndürücü köpükler için, deterjanlarda ve pestisitlerde emülsiyonlama maddesi olarak kullanılır (7).

7.Çay yağı işleme atıklarından elde edilen ekstraktlar, ayrıca çiftlik hayvanlarının beslenmesinde kullanılacağı gibi gübre yem ve pestisit formulasyonlarında da kullanılır. Camellia’dan elde edilen triterpenoid saponin’in bağışıklık fonksiyonunu geliştirdiği görülmüş, anti bakteriyal ve anti viral aktiviteyi arttırmış, insanlar ve hayvanlarda anti muta genik ve anti oksidan özelliklere sahiptir.
8.Çay yağı atıkları aşağıdaki zararlıların etkin kontrolleri için kullanılmaktadır; pirinç yanıklığı, pirinç kını ve sapı hastalığı, buğday pası, kesici kurtlar, pamuk yaprak biti, bazı tırmanıcı böcekler, uzun boynuzlu böcek ve sülükler (7).
 
Çaylıklarımızda Tohum Verimi

 

Çay Araştırma Enstitüsü tarafından çay hinterlandımızdaki değişik bahçe ve rakımlarda yapılan çay tohumu verimi gözlem çalışmalarında dekara 1 kg ile 70 kg arasında değişen sonuçlar elde edilmiştir. Ortalama 1 tohum ağırlığı 1 gramın üzerinde olup yaklaşık 90 tohum 100 gram gelir

Tohum Verimini Etkileyen Faktörler
- Güneş Işığı, Dikim Aralığı, Hayvan Gübresi, Budama, Fosforlu Gübreler

- Birbirine girmiş sık çaylıklarda tohum teşekkülü güneş ışığı olmadığından çok az olmaktadır.

- Normal dikim aralıklı çay ocaklarında bitkinin her tarafı ışık alabildiği için tohum verimi daha fazla olmaktadır.
 
- Normal dikim aralıklı, hayvan gübresiyle gübrelenmiş, yabancı otlardan temizlenmiş ve zamanında ve zamanında budanmış çaylıklarda hem tohum ve hem de sürgün verimi fazla olmaktadır.
- Tohum teşekkülü bilhassa güneş alan set kenarındaki ocak kesiminde yoğundur.

- Aynı şartlardaki çaylıklardan budanmayan ve gelişmenin az olduğu çaylıklarda tohum verimi daha fazla olmaktadır.
- Fosforlu gübreler meyve teşekkülünü artırmaktadır.

 
TS 3224 Çay Tohumu Standardı
 

Çay tohumu ile ilgili mevcut standart TSE tarafından “TS 3224 Çay Tohumu Standardı” olarak 12.04.2005 tarihinde yayınlanmış olup 1978’de yayınlanan standart yürürlükten kaldırılmıştır..

——————————————————————————–
 
Sonuç
 
Çaylıklarımızdaki gerek tohum veriminin çok düşük olması gerekse işçiliğin yüksek olması, çay tohumundan yağ elde edilmesi gibi; kulağa hoş gelen düşünceleri ekonomik olmayacağı yönündeki kanaatlerden ve çay tohum yağının ne amaçla kullanılacağı sorusuna doğru cevap bulunamadığından dolayı bugüne kadar hep söylem aşamasında kalmıştır. Sanırım artık doğru cevabın ne olduğu konusunda bu küçük araştırmamız bir nebze olsun ışık tutmuştur.
Söz ve sıra ilgililerin ilginenlerin….

Muammer DEMET
Kaynaklar:

1) Çaylıklarımızın Tohum Verimi ve Yağ Oranının Tesbiti, Mustafa Bilsel, Kimya Mühendisi, Çay Araştırma Enstitüsü, Rize, 1974
2) Çay Topraklarının Verimlilik Kabiliyetleri, Toprak ve Su Genel Müdürlüğü Araştırma Enstitüsü Teknik Yayınları, 9. sayı
3) Tea Seed Powder, Teaseedpowder-china.com
4) Handbook of Energy Crops, Camellia Sinensis (L), Kuntze , James A. Duke, 1983, Hort.purdue-edu
5) B&T World Seeds, www.b-and-t-world-seeds.com
6) Çay Tohum Tozu, Kamil Engin İslamoğlu, 2006
7) Nursery Production of Tea Oil Camellia Under Different Light Levels,  John M.Ruther, Tercüme : Farklı Işık Düzeyleri Altında Yağlık Çay Camellia’nın (Camellia oleifera) Fidanlıkta Üretimi Kamil Engin İslamoğlu, 2007

Çay Sabunu

12.09.09

 

  •   Çay yaprakları kurutulduktan sonra, demlenir, öğütülür ve sabunlaştırılır..
  • Çay sabunu ilk kez 200 yıl önce Çin’de üretildi. Faydasının deride hemen hissedilmesi çok kısa zamanda popüler olarak yayılmasına neden oldu.
  • Uzakdoğu’da özellikle gözaltı morlukları ve  yorgun gözler için kompress olarak kullanılmaktadır.
  • Göz altı morluklarına, cilt sarkmasına, romatizmaya, cilt kaşıntılarına iyi gelir.
  •  Bedeni rahatlatıcı özelliği vardır.

 

 

sabun

 

Çay yaprakları kurutulduktan sonra, demlenir, öğütülür ve sabunlaştırılır..
Çay sabunu ilk kez 200 yıl önce Çin’de üretildi. Faydasının deride hemen hissedilmesi çok kısa zamanda popüler olarak yayılmasına neden oldu.

Uzakdoğu’da özellikle gözaltı morlukları ve  yorgun gözler için kompress olarak kullanılmaktadır.
Göz altı morluklarına, cilt sarkmasına, romatizmaya, cilt kaşıntılarına iyi gelir.

Bedeni rahatlatıcı özelliği vardır.

 
 

 

 

 
 
 
Kaynak:
1) History Soap
2) Ekolojik Yaşam Portalı

Çay ve Sağlık

12.09.09

Çayın en önemli özelliği tamamen doğal bir ürün olması ve hiçbir yapay renklendirici, koruyucu ve kokulandırıcı içermemesidir. Ayrıca, sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur ve vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynayabilir. (1)
Kanser Önleyici

Yapılan araştırmalar hem yeşil hem de siyah çayların tüketilmesinin kanser riskini-özellikle akçiğer, bağırsak ve cilt kanserleri- azaltabileceğini bildirmektedir. Siyah çayın bileşenlerinin antioksidan etkisinin olabileceği, kanser yapıcı hücrelerin oluşmasını engelleyebileceği düşünülmektedir. (1)

Çay, genetik özellikleri belirleyen DNA’yı kontrol altında tutmaktadır. Bu da genlerin bozularak kanserli hücrelere dönüşmelerini önler. Eğer DNA doğru bir şekilde kopyalanmazsa, yanlış ve bozuk DNA elde edilir bu da genlerin genel yapısında bir bozukluğa yol açar. Bu bozukluklar da çeşitli kanserlere neden olur. Kanser riskini azaltıyor. (2)

Çayın, flavinoid denilen anti oksidanlar açısından zengin olduğu öteden beri bilinmektedir. Bu madde de kanseri önleyici nitelik taşımaktadır.(2)

Ağır ve yağlı yemeklerden 1 saat sonra içilen çayın hazmı kolaylaştırır. Çay, vücutta metabolizma sonucu oluşan zararlı atık ve zehirli maddeleri azaltır ve yok eder. Bu olumlu etki, çaydaki (P) vitamini diye adlandırılan antioksidan özellikli fenolik bileşiklerden kaynaklanır. Çay, bu yönüyle de bazı kanserlere karşı insan vücudunu korr. Çaya rengini veren fenolik bileşikler, damar çeperlerini güçlendirir. Sonuçta damar çeperlerinin yırtılması sonucu meydana gelebilecek, başta beyin kanaması olmak üzere her türlü kanama riskini azaltır. (4)

Siyah ve yeşil çayın, kalp hastalıkları riskinin yanı sıra mide ve yemek borusu kanseri riskini de azalttığı tesbit edildi. Amerikan Kanser Araştırma Kuruluşu’nun 93. kongresinde, konuyla ilgili yaptıkları bir araştırmanın sonucunu açıklayan ABD’deki Keck Tıp Okulu ve Çin’deki Şanghay Kanser Enstitüsü uzmanları, çayın içindeki anti oksidan bileşik polyphenols’un midede kansere neden olabilen kimyasal maddeleri parçalayarak yok ettiğini bildirdiler. Araştırmayı 45-64 yaş grubundaki 18 bin 344 erkek denek üzerinde yapan Amerikalı ve Çinli bilim adamları, çay içenlerin idrarlarında kansere yol açan kimyasal maddelerin daha az, mide ve yemek borusu kanserinin yarı yarıya az görüldüğünü açıkladı. Havuç, ıspanak, meyve ve diğer sebzelerde bulunan anti kanserojen madde karoten’i yeterli derecede almayan, sigara ve alkol tüketen ve midelerinde H pylori bakterisi bulunan kişilerde mide kanseri riski bulunuyor. Yeterli miktarda çay içen ve mide sağlığına önem veren kişilerde ise bu risk azalıyor.Bilim adamları, çayın içindeki polyphenols maddesinin kansere yol açabilen kimyasal etkenleri önleyici etki gösterirken, C ve E vitamini gibi, proteinleri ve DNA’yı oksitlenmenin meydana getirdiği hasardan koruduğunu, sağlık hücrelerin hasar görmesini önlediğini ve kanser tümörlerinin büyümesini durdurduğunu bildirdiler. (3)

Daha önceki araştırmalarda yeşil çayın içinde bulunan polifenol maddesinin, kanser tümörlerinin etrafında oluşan ve tümörleri besleyen kan damarlarını tıkadığı belirlenmişti. Fareler üzerinde araştırma yapan bilim adamları, yeşil çayın cilde sürülen kremlerde kullanılmasıyla da cilt kanserine karşı tedbir alınabileceğini kaydettiler. Yeşil çay içme alışkanlığının bulunmadığı Batı’da, bu yüzden kanser vakalarının Uzakdoğu ülkelerine oranla daha fazla görüldüğü belirtildi. Günde 4-5 bardak yeşil çay içenlerin, cilt kanseri riskinden korunabileceklerini düşünen bilim adamları, cilt kanserine yakalanmış olanlara ise yeşil çayı kür edici bir ilaç olarak tavsiye edemeyeceklerini belirtiyorlar. Bu konuda yapılan araştırmaya ilişkin rapor, merkezi Chicago’da bulunan Amerikan Sağlık Birliği’nin yayın organı “Archives of Dermatology” de yayımlandı. (5)

Dr. Lesley A. Mitscher ise geçtiğimiz yıl yayınlanan ”Yeşil Çay  Kitabı” adlı çalışmasında ”Uzakdoğu Paradoksu” ile yeşil çay arasında bağlantı kuruyor. Çin ve Japonya’da büyük ölçüde sigara tüketildiğine ancak kalp damar hastalıklarının yaygın olmadığına değiniyor. Mitscher, ”Yapılan araştırmalara göre bunun nedeni yeşil çayın kolesterol ve yağ değerlerini iyileştirmesi, tansiyonu düzenlemesi ve damar sertliğini önlemesidir” diyor. Ayrıca ABD’de yapılan Hücre Biyolojisi Kongresi’nde de Purdue Üniversitesi’nden araştırmacı Dorothy Moore ve D. James Morre  ve yeşil çayın kanser hücrelerinin oluşmasını önlediğini ve kanserli  hücreleri öldürdüğünü bilimsel olarak açıklamışlar. İki araştırmacı  yeşil çayın yapraklarında bulunan EGCg adlı bileşimin özellikle göğüs, prostat ve kalın bağırsak kanserini önlediğini kaydederek günde dört bardak yeşil çay içenlerin korunduklarını belirtmişler. (6)
Şeker Körlüğüne Karşı Çay
İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlanan gözlem sonuçları, yeşil çay ve etkin maddelerinden olan epigallokatekin-3- gallate’in (EGCG), hayvanlarda yeni damar oluşmasını göze çarpacak ölçüde azalttığı. Buluş, çay içmenin damar oluşumu gerektiren, örneğin kanser ve şekere bağlı körlük gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için yararlı olabileceğini gösteriyor. (8)
Diş Sağlığı

Çay, doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunun azalmasına yardımcı olur. Böylece diş eti hastalıklarına karşı koruma oluşturur. (1)

Mineral maddeler nedeniyle diş sağlığı için çay içilmesi çok önemlidir. (4)

Kalp ve Damar Sertliği

Çaydaki kafeinin kalp ve dolaşım sistemi için hafif bir uyarıcı olabileceği ve böylece damar sertliği olasılığını azaltabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, çayın kolesterolü bastırdığına ve kan pıhtılarının oluşmasını engellediğine de inanılmaktadır. (1)

ABD’nin Pennsilvania Eyalet Üniversitesi uzmanları, çayın kalbe yararını kanıtlayan 66 ayrı araştırmayı gözden geçirerek, sonuçlarını tek bir rapor halinde yayınladı. Kalp hastalıkları ve beslenme uzmanı Dr. Penny Kris tarafından yayınlanan yeni raporda, şekersiz ve sütsüz içilen çayın kalori içermediği, anti kanserojen madde açısından ideal bir kaynak olduğu belirtildi. (3)

Dinlendirici & Konsantrasyon Artırıcı

Çaydaki kafein, konsantrasyonu, uyanık ve isabetli olmayı attırabilir, tat ve koku alma duyularını güçlendirebilir. Ayrıca, hazım sağlayan sıvıları, böbrek ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır ve böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. (1)

Çaydaki kafein nedeniyle çayın dinlendirici özelliği vardır. Çaya özel teanin maddesi, beynin alfa dalgaları yaymasını teşvik eder. Bu dalgalar, uyuşukluk yapmadan dinlenme özelliğindedir. Kafein, sinir sistemini uyarır, damarların genişlemesini, kan devrinin hızlanmasını sağlar. Çay içenlerde zihin açıklığı olur. Ders çalışırken, kitap okurken verimliliği artırır.’ (4)
Çay, bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Çayın bağışıklık sistemini güçlendirdiği, her gün beş fincan siyah çay içenlerin vücudunun hastalıklara karşı dirençli hale geldiği bildirildi. Britanya Bilim Akademisi’nin yayın organı olan dergide yer alan habere göre, ABD’li araştırmacılar, çayın içindeki bazı bakterilerde, tümör hücrelerinde, parazit ve mantarlarda bulunan kimyasallar olduğunu belirledi. Çay içildiğinde bu kimyasallarla karşılaşan insan vücudunun, savunma sistemini geliştirdiği öngörülen araştırmada ileride bir hastalığın parçası olarak aynı kimyasallarla karşılaştığında da direnç gösterdiği belirlendi.

Yapılan araştırmada uzmanlar ‘alkilamin antijen’ adlı kimyasalların bağışıklık sisteminde enfeksiyonlara karşı direnişin ilk ayağını oluşturan gama-delta T hücrelerindeki etkisini inceledi. İnsan gamma-delta T hücreleri, önce antijenlere maruz bırakıldı, daha sonra da aynı kimyasalı taşıyan bakteriyle temas ettirildi. Hücrelerin bakteriye karşı 10 kat daha güçlü direndiği görüldü. Daha önceden bu antijenlere maruz bırakılmayan hücrelerinse enfeksiyona belirgin bir tepki vermediği görüldü. Sonuçları inceleyen Brigham and Womens Hastanesi, Harvard Tıp Okulu ve New Hampshire Üniversitesi uzmanları, aynı işlemi gönüllüler üzerinde denedi. Deneklerin yarısı dört hafta boyunca her gün beş fincan siyah çay, diğer yarısı aynı miktarda kahve içti. İki hafta sonunda çay içenlerin bedeninin hastalıklarla savaşan kimyasalları daha fazla ürettiği, kahve içenlerdeyse bir değişiklik olmadığı görüldü.

Diğer Faydaları
Çayın, vücuttaki zararlı maddeleri yok eder. (4)
İshali durdurur. (4)
Böbreklerin daha iyi ve düzenli çalışmasını sağlar.Çaydaki teobromin ve teofilin maddeleri de idrar sökücü özelliğe sahiptir.  (4)
İçerdiği mineral maddeler nedeniyle vücuttaki mineral madde dengesinin kurulmasında sudan çok daha etkilidir.(4)
Çay banyoları, sıcak çay emdirilmiş temiz tülbent veya pamukla yapılan kompres ve pansumanlar, göz ve ciltteki bazı rahatsızlıkları giderir, dış derideki hemoroid memelerini küçülttüğü ve ağrıları dindirir. (4)

——————————————————————————–

 
ÇAY SAĞLIK TABLOSU
Çaydaki Bileşikler ve Miktarları Biyolojik Etkileri
Polifenoller,
Kateşinler ve Okside  Olmuş Türevleri
 % 10~ 25 (Kuru Çay Yaprağında) Kolesterol ve kandaki LDL seviyesini düşürür 
Kan basıncındaki  artışları  geciktirir
Kırmızı kan hücrelerinin pıhtılaşmasını geciktirir
Gıda alerjisini önler 
Barsaklardaki sindirimi geliştirir ve kokuyu önler
 
Flavonollar
 %06~ 07 Kan damarlarının bağışıklığını artırır
Kan basıncını düşürür
Kokuyu elimine eder
 
 Kafein
 % 2~ 4 Merkezi sinir sistemini uyarır
Ruhsal rahatlık verir
Kalbi güçlendirir
Astımı önler
Metabolik nispeti artırır
 
 Bileşik Şekerler  (Glikositler) Kan şekerinin yükselmesini önler
 
 C Vitamini
 % 150~ 250 mg Kan kanserini önler
Anti-karsinojeniktir
 
 E Vitamini
 % 25~ 70 mg Anti-karsinojeniktir
Kısırlığı önler
 
 Karoten
 % 13~ 29 mg Anti-karsinojeniktir
Bağışıklığı artırır
 
 Sapon
 Tahminen %01 Anti-karsinojeniktir
İltihaplanmayı önler
 
 Florid
 90~ 350 PPM Diş çürüklerini önler
 
 Çinko
 30~ 75 PPM Tadım hücrelerinin tat alma bozukluklarını önler
Deri iltihaplanmasını önler
Bağışıklık seviyesini düzenler
 
 Selenyum
 1,0~ 1,8 PPM Anti-karsinojeniktir
Kalp kaslarının bozulmalarını önler
 
 Magnezyum Oksit
 400~ 2000 PPM Etil sindirimine yardım eder
 
 
 
 
Yeşil Çay ve Sağlık için Tıklayınız

——————————————————————————–

Kaynaklar:
1) Mahmure.com
2) Michael Schweizer, Heriot-Watt Üniversitesi, Edinburg
3) ntvmbsnbc
4) Prof. Dr. Fevzi Keleş, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bölümü Başkanı
5) Archives of Dermatology, Amerikan Sağlık Birliği Yayın Organı, Chicago
6) Hürriyet Gazetesi
7) Zaman Gazetesi, 17 Aralık 2003
8) Nature, 1 Nisan 1999

Demlikte kalan çayınızı atmayınız

12.04.09

Ayağınız mı kokuyor?

Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.

Boğaz ağrılarında

Posaları süzülp soğuyan demi boğaz ağrılarında ­gargara olarak kullanılır.

Buzdolabınız koku mu yapıyor?

Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.

Cildiniz çok mu yağlı?

Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi oğuşturun, balsam vazifesi görün.

Derinizdeki yaraların temizlenmesi

Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.

Eliniz balık, soğan mı kokuyor?

Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. İşte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?

Gözünüz çapak mı yapıyor?

Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış gözlerinize ve etrafına tatbik edin.

Saçınız mat mı?

Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor.

Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız?

Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.

——————————————————————————–
Kaynak:Demlikten Süzülen Kültür: Çay, Deniz Gürsoy, 1.Baskı, 2005

Çayın tarihçesi

12.02.09

Çayın tarihçesi
Kökeni
Çinliler çayı 5,000 yıldan beri içmektedirler. Efsanede başlangıç belirsizdir, en bilinen olanı İmparator Shen Nung ile alakalı olanıdır. Çayı şans eseri buluşuna kadar henüz çay milattan önce 2737 yılına kadar bulamamıştı.

Binlerce yıllardır Çinliler çayı hem sağlık, hem eğlence amacıyla almaktadırlar. Hiç kimse Camellia sinensis ‘in parlak, düz, yeşil yapraklarını neyin çizdiğini bilemez, fakat popüler bir efsane bilgilerdeki eksiklikleri tamamlamaktadır.

Bir gün İmparator Shen Nung kaynamış su içmekteyken, bardağın içine ağaçtan birkaç yaprak düştü. Meraklı İmparator bunu tatmaya karar verir ve bu demlemenin hem lezzetli hem canlandırıcı olduğunun farkına varır.

Bir Hindistan efsanesi de çayın bulunuşunu Budist bir rahip olan Bodhidharma’ya yorar. Yedi yıllık uykusuzluk düşüncesine son verildiği zaman rahip son derece yorgundu. Ümitsizlik içindeyken yakınındaki ağaçtan birkaç yaprak çiğnedi ve birdenbire canlandı.

Hindistan, 19.yy öncesine kadar herhangi bir çay içmeyle alakalı kayıtları olmamasına rağmen Hindistan şu an dünyanın en büyük çay üreticilerinden biridir. Bodhidharma’nın yaprağı çiğneme tecrübesi şu ana kadar çayı genel bir olay yapamadı.

Düşünceli Budist rahip, Bodhidharma hakkında diğer bir efsane, uyanık olduğunu söylemeyecek haldeyken yere düşen göz kapaklarını nasıl fırlattığını anlatmaktadır. Çay bitkisi göz kapaklarını düştüğü yerden kaldırdı. Bu yeni bitkinin yaparkları mucizevi bir şekilde onun yorgunluğunu iyileştirdi.
Çay Japonya’ya çok tanıdık değildir, bu nedenle bu efsane en azından bir adada birden varoluşlarının açıklamasının yapılmasını sağlıyor. Hakikat biraz daha renksizdir; 9.yy’ın başlarında geleceği gören Dengyo Daishi adında Japon bir rahip Çin’den çay tohumlarını beraberinde geri getirdi.

Çayın açık kapta şansla yapım metodu İmparator Shen Nung’a aittir. Bugün kullandığımız demleme metodu ise 4,000 yıl önce geliştirilmiştir.

Ming Dynasty (1368–1644) zamanında, Çinliler çay yapraklarını kaynamış suya batırmaya başladı. Birkaç uyarlamayla, geleneksel Çin kapaklı şarap ibriği, mükemmel bir çaydanlık haline gelmiştir.

Çay
‘Tea’ ve dünya çapında bütün yazım ve telaffuzları tek bir kaynaktan gelmektedir. ‘ Te ‘ Çin’in Amoy lehçesine göre çay anlamındadır. Mandarin kelimesi olan çay anlamındaki ‘ cha ‘ birkaç türetmeyle dünya çapında kullanılmaktadır.

Çay Avrupa’ya onyedinci yüzyılın başlarında ulaşmıştır. Çayın hakkındaki abartılı tıbbi iddialara rağmen, Avrupalılar kahvenin tadını tercih ettiler. Sadece birkaç soylu hizipler arasında çay popüler hale gelmiştir.

Avrupa’ya ulaşma
17.yy’ın başlarında Hollandalı ve Portekiz tüccarlar ilk kez Avrupa’ya Çin çayını tanıttı. Portekizliler Çin’in kıyı kesimi olan Macao’dan gemiyle, Hollandalılar da Endonezya yolu ile Avrupa’ya çayı getirmiştir.

 
İpek ve baharat kargoları aralarında gelen tuhaf demleme ani bir başarı değildir. Avrupalılar tadını tattılar, fakat kahvenin tadını tercih ettiler. Çayın ticaretini yapmaya başlamadan önce, kuşkulu İngiltere 1652 yılına kadar bekledi.

Ruslar eskiden beri çaya düşkündür. Rusların çayları Çin’den develerle kara yolundan getirilmektedir.

Çay sevdası Rusya’da artmaya başladı ve deve sürüleriyle Asya’ya kadar uzadı. 18.yy’ın sonunda, 200-300 trenlerle binlerce deve Çin sınırlarını geçmeye başladı.

Sibirya’dan geçen demiryolu develerin hak edilmiş emekli olmalarını sağladı, fakat develerin romantik yolculuk yaşamları Çin siyah çay harmanı kadar popüler ve hassastır ve bunlar Rus Kervanı olarak bilinmektedir.

Krallığın promosyonu
17.yy Avrupa’sında, krallığın korumasından daha fazla ürün satılamazdı.

İngiliz Kral Charles II’nin bir Portekiz prensesi olan ve çay içme heveslisi Catherine of Braganza ile evlenmesi ile 1662′de çay içme alışkanlığı şanslı molasını edinmiştir. Catherine çayı sarayda hassas, yarı şeffaf Çin kase ve kavanozları içinde almaya başladı ve böylece saraylılarda buna uymaya başladılar.

Çay zaten pahalıydı, fakat şimdi aynı zamanda modaya da uygundu. Aniden çay bir stil ve özellik kazandı. Bilinçli soyluların gözünde, çay karşı konulmaz bir şeydi.

17.yy Avrupa’sında çay büyük potansiyeli ile pratik bir üründü. Birçok su içmeye uygun değildi. Bu nedenle, hastalıktan uzak durmak isteyenler için seçenek ilham vermiyordu: bakterileri öldürmek için heyecan verici bir kap kaynamış su veya bira yeteri kadar güçlüydü.

Britanya ve diğer birçok ülkede, ale türü bira genel kahvaltı içeceği olmasına rağmen çay da ona alternatif olarak gelmiştir. Nihayet susamışlığı söndüren, canlandıran ve dinçleştiren çay, lezzet doluydu ve bunlara ilaveten içmesi son derece güvenli bir içecekti.

18.yy’da, zengin evlerde çay içme büyük merasimlerde bir fırsattı.

Değerli çay yaprakları sık sık, sadece bir anahtarı olan kilitli çay kutusunda saklanırdı. Haftada bir veya iki defa evin hanımı aile ikramlarında servis için yada önemli misafirleri etkilemek amacıyla kutuyu açardı.

Merasimlere anlam katmasının yanı sıra çayın servis edildiği güzel porselenler ailenin zenginliğini vurgulardı. Kibar bir bayanın solgun cildini ve hassas kemik yapısını sergilemek için yarısaydam saf Çin porseleni bir fırsattı. O zamanlarda bu ikisi bir bayanın saflığının ölçülmesine yorulmaktaydı.
(kaynak)
18.yy’ın ilk yarısında sosyal hayat, kahve evlerinin çok karmaşık olmasından dolayı çay bahçelerine yol verdi. Çay bahçeleri bir cennet görüntüsü almaya başladı: ağaçlandırılmış bulvarlar, fenerli yürüyüşler, müzik, dans, havai fişekler ve güzel bir yemek bir fincan çaya eşlik etti.

çay bahçeleri sadece eğlenceli değildi, sosyal bir kaynaşma sahasıydı. Bu egzotik peyzajların içinde, kraliyet ailesi ve halk birlikte gezinebilirdi.

Çay tüketimi 19.yy’ın başlarında artmaya başladı. Moda ve düşük fiyat, arz edenlerin müşterileri tatmin etmekte zorlandıkları bir pazar oluşturdu. Çinlilerin tekelini kırabilmek için, çay ticareti boşluğu doldurmak için Hindistan’a yöneldi.

Hindistan
Çay tüketiminin 19.yy’ın başlarında artmasıyla, Doğu Hindistan Şirketi yeni kaynaklar aramaya başladı. Çinlilerin çay yetiştirmeyi tekele aldığından beri, tek çözüm çayı başka bir yerde yetiştirmekti.

Çin çayı tohumu ile ilk denemeler Kuzeydoğu Hindistan’daki Assam’da yürütüldü. Bu denemeler başarısızlıkla sonuçlandı, buna rağmen aynı tohumlar Kuzey Hindistan’daki Darjeeling’de sonradan iyi bir şekilde yetişti.

Daha sonra 1820′de, bitkibilimciler Assam’da bazı tanımlanmamış yerli ağaçlar fark ettiler. Yaprak örnekleri analiz için Londra’ya gönderdiler. Örnekler hemen çay olarak tanıtıldı – çay Hindistan’da geçmişte bilinmeyen bir bitkiydi – böylece Hindistan çay endüstrisi doğmuş oldu.

Paketleme
1826′ya kadar çay her zaman başıboş bir şekilde satıldı. Bu da ahlaksız satıcılar için çayı katkı maddeleriyle satması için bir davetiyeydi. 1826′da John Horniman ön-mühürlenmiş, kurşun gömlekli çay paketlerini geliştirdi fakat bakkallar tarafından hemen onay görmedi. Onlar, karlarını çabucak arttırmayı tercih ettiler. Horniman, daha sonra başka bir yol denedi. Paketler üzerine tıbbi mesajlar koydu ve çayı eczacılara sattı. Eczacılar ve müşterileri ise onun bu yaklaşımına oldukça uzaktılar.

Poşet çayların kazara ulaştığı söylendi. Thomas Sullivan adında New York’lu bir çay ithalatçısı çay örneklerini müşterilere küçük ipek poşetlerde gönderdi. Müşteriler açıkça rahatlığı sevdiler çünkü yakın zaman sonra hepsi çaylarını poşetler içinde istediler.

 

5,000 yıldan sonra, çay tüketimi ve üretimi artmaya devam etti. Dünya çapında, kabaca her yıl üç milyon ton çay hasat ediliyor.

Şu anda uluslararası pazarları iki faktör sürdürüyor. Gelişmekte olan ülkelerde, çay içme Avrupalıların üç asır önceki almasıyla aynı nedenden ötürü benimsenmektedir: güvenli içme suyundan zevk almanın yolu olmasından ötürü. Gelişmiş ülkelerde, susamışlık için çeşitlilik ve yeni tatlar özel çayların tüketimini arttırmaktadır.

 

 
   

European Masters Degree in Food Studies – an Educational Journey
 

 

Last Update: Tuesday 25 August, 2009   Food-Info.net is an initiative of Wageningen University, The Netherlands

Çay Üretimi

12.02.09

ÇAY ÜRETİMİ
Çay üretiminin aşamaları şu şekildedir;
• Kurutma
• Yuvarlama
• Fermantasyon
• Kurutma
• Paketleme
Çay üretilirken her basamak dikkatle ele alınmalı ve gerçekten lezzetli çay üretimi için bütün aşamalarda titizlik gösterilmelidir.

Kurutma

Çay üretiminin bu aşamasında çayın nem oranı düşürülür. Çay, tel bir ağ üzerine asılır ve çay yapraklarının arasından hava geçirilerek çayın nemi uzaklaştırılır. Bu şekilde çay üretiminin kurutma aşaması gerçekleştirilir. Yaklaşık olarak yarım gün kurutma için yeterli olacaktır. Üretimin bu aşaması  sayesinde çay yumuşatılmış ve esnetilmiş olur. Bu aşamadan sonra çay yuvarlanmaya elverişli hale gelmiştir.

Yuvarlama
Çay üretiminin yuvarlama aşamasında yuvarlama makinesi kullanılır. Bu makine sayesinde çay yaprakları kıvrılmış bir hal alır. Elde edilmek istenen çay tipine göre farklı çay işleme makineleri ve çay yuvarlama metotları kullanılır. Bu safhada yuvarlanmış ve kırılmış olan çaylar fermantasyon aşamasına girmeye hazırdır.

Fermantasyon
Çay üretiminin bu aşamasında çay tenekeler içerisine yerleştirilir veya düz bir zemine yayılır. Çay enzimleri yardımıyla çayın hava teması sağlanır. Çay üretiminin önemli safhalarından biridir çünkü çayın rengi ve tadı bu aşamada oluşur. Çayın fermantasyon aşamasına aynı zaman da çayın kimyasal oksidasyonu da diyebiliriz.
Çay yaprağı, üretimin bu kısmında yeşilden koyu kahveye dönüşür. Bu işlem 1 saat civarında sürmektedir.Çay oksidasyon süresinin gerekenden fazla uzatılması çayın tadını bozar.
Yeşil Çaylarda oksidasyon işlemi yoktur veya çok azdır. Üretilmek istenen çay türüne göre çay değişik sürelerde oksidasyona uğratılır.

Kurutma
Çay üretiminin bu aşamasında, çayın oksidasyon işleminin sonlanması için çay, sıcak havadan geçirilir. Çayın nem oranı düşer ve enzimler işleme devam etmezler. Çay üretimi sınıflandırma işlemi ile son bulur.Çay parçacıkları farklı boyutlardaki eleklerden geçirilerek tasnif edilir.

Paketleme
Çay üretiminin son aşaması paketlemedir. Bu aşamada çaylar farklı ebat ve ağırlıkta ambalajlara konur.Çayın tadını ve kokusunu bozmayacak şekilde paketlemek önemlidir.

Bütün işlemler tamamlandıktan sonra çay makinesinde veya demlikte pişirdiğiniz çayı afiyet ile içebilirsiniz

www.karabalcay.com

çay nedir

12.02.09

Çay

Diğer İsimleri : Transtraemiaceae, Thea chinensis, Tea

Botanik Bilgi : Çaygiller familyasından, tropikal ve astropikal iklimi olan birçok yerde, değişik çeşitleriyle yetiştirilen bir bitkidir.Ülkemizde de Doğu Karadeniz bölgesinde, Rize ve çevresinde çay üretimi bolca yapılmaktadır.Kısa saplı, almaşık dizili, derimsi yapılı, uzunca ve sivri uçlu, kenarları dişli yaprakları vardır. Çiçekleri beyaz; bazı türlerde hafif sarı ya da pembemsi renkli ve hafif kokuludur. Bitkinin tohumlarını taşıyan meyvesi odunsu yapılı, üç gözlü ve kapsül biçimlidir.

Dünyada en çok tüketilen içitlerden biri olan çay, bitkinin yapraklarının elle toplanıldıktan sonra çeşitli işlemler sonucu mayalanmadan kavrulması, soldurulması, kıvrılması ve kurutulması sonucu elde edilen ürünün demlendirilmesiyle hazırlanır. Kara ve yeşil çay adları verilen, iki önemli türü vardır. Kara çay daha çok sevilerek tüketilir.

Bilinen Birleşimi : Çay yapraklarında kafein, tein, teofillin, teobromin alkolitleri, tanen, uçucu yağ ve az da olsa B vitamini bulunur, insanda tutkunluk derecesinde çay içme isteği yaratan, çayın içerdiği kafein ve tein adlı maddelerdir.

Faydaları :

Damarlardaki kan dolaşımını düzene sokar.

Göz kızarmalarında, çapaklanmalarında demlenmiş çay suyuna pamuk batırılarak kompleks yapılırsa iyi gelecektir.

Aşırı miktarda olmamak şartıyla içilecek olursa bedeni ve zihni yorgunluğu giderir.

Sinirleri uyarır.

Mide tembelliğini giderir. Hazmı kolaylaştırır.

İdrar söktürür.

İshal ve dizanteriyi keser.

Damar kireçlenmesini önler.

Damar sertliği, kalp yetersizliği, kan kanseri, guatr, nefrit, kolera ve bağırsak hastalıkarında koruyucu ve tedavi edicidir.

UYARI : Fazla içilecek olursa çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir. Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, kabızlık ve yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler.

çayın zararları

12.02.09

ÇAYIN ZARARLARI
Genel Rahatsızlıklar
- Çarpıntı
- Göğüs anjini
- Sinir bozukluğu
- Baş ağrısı
- Sıkıntı
- Mide bulantısı
- El titremesi
- Uykusuzluk
Çayı az içmesi gerekenler
- Fazla kilolular
- Böbreklerinde kum veya taş olanlar
- Üremi veya albüminüri olanlar
- Yüksek tansiyondan hastaları
- Sinir, kalp, mide ve karaciğer hastaları,
- Romatizma şikâyeti olanlar
Çayın Zararları Hakkında Yorumlar
Günde 2–4 bardak çay faydalıdır ama fazlası zararladır.
Bir-iki bardak çay içmenin herhangi bir zararı bulunmamaktadır.
Çayın belirlenen tek zararı yiyeceklerden aldığımız demir miktarını düşürmesidir.
Bazı uzmanlar özellikle yemeklerden hemen sonra içilen çayın vücuttaki demir miktarını eksilttiğini belirtmektedirler.
Bilhassa vejetaryen kişilere demir ihtiva eden yiyecekleri tükettikten hemen sonra çay içmeleri tavsiye edilmez

çayın faydaları

12.02.09

SİYAH ÇAY, KANSER SAVAŞCISI MI?
Siyah çayın, insanlarda görülen çeşitli kanser türlerine karşı savaşta etkili olduğu daha önce bir çok çalışma tarafından dile getirilmişti. Şimdi ise bilim adamları bunun nedenini bildiklerini düşünüyorlar.
Siyah çayın ‘gizli silahı’ TF-2 adında, polifenol da denilen etkin anti-kanser bileşimlerinden, bir aile.
Rutgers Üniversitesi’nden araştırmacı Dr. Kuan Yu Chen’e göre TF-2, bağırsak kanseri hücrelerine karşı çok ilginç özellikler gösteriyor.
Chen’e göre, TF-2′ye maruz kaldıklarında, sağlıklı hücreler etkilenmezken kanserli hücreler ise ‘intihar’ ediyorlar.
Chen’in ekibi labarotuvar ortamında siyah çaydan üretilmiş TF-2 bileşimini hem sağlıklı hem de kanserli hücrelere uygulamışlar. Sağlıklı hücreler gelişirlerken, kanserli olanlar ise apoptosis de denilen “programlanmış ölüm” sürecine girmişler.
Araştırmalarına devam eden Rutgers ekibi, TF-2 bileşiminin Cox2 geninin hareketlerini kısıtladığını gözlemlediler. Bu gen hakkında şimdiye kadar bir çok araştırma gerçekleştirilmiştir çünkü Cox2 harekete geçtiğinde ‘patlama’ denilen, normal hücrelerin kanserli hücreye dönüşmesi, sürecini başlatıyor. Dr. Chen, bağırsak kanserinde, Cox2 ile ‘patlama’ arasındaki ilişkinin kesin olduğunu söylüyor.
Vioxx ve Celebrex gibi popüler ilaçlar da Cox2 genini kısıtlamayı amaçlıyorlar. Yani ilaç firmaları Cox2′yi bastırmak için karmaşık bileşimlerin peşinden koşarken bunun doğal bir kaynağı- siyah çay- şirketlerinin kafeteryasında duruyor olabilir.
Fakat daha bir çok sorunun cevabı yok. Bilim adamları, kansere karşı mühim bir fayda için gerekli olan siyah çayın tüketim miktarını hala tespit edemediler. Zaten Chen de araştırmasının sonuçlarının sadece önveri olduğunu ve esas sonuçlara ulaşmak için deneylerin hayvan ve insan modelleri üzerinde yapılmasının şart olduğunu söylüyor.
Polifenoller yeşil çay ve üzüm çeşitleri gibi farklı bitkilerde de bulunuyor ama araştırmacılar hiçbirinde siyah çayın kanser üzerinde yarattığı dramatik etkileri görememişler.

Siyah çayın diş çürüklerine ve dişeti ile diğer ağız hastalıklarına yol açan bakterilere karşı etkili olduğu belirlendi.
ABD’deki Illinois Üniversitesi’nde yapılan araştırma, siyah çayın içinde bulunan bileşimlerin ağızda diş çürüklerini ve asit oluşturan bakterileri önlediğini ve bu bakterilerin üremesini durdurduğunu ortaya koydu. Siyah çay ayrıca, bakterisel bir enzim olan “glucosyltranferase” üzerinde etkili bulundu.
Glucosyltranferase, şekeri yapışkan maddeye çevirerek, ağızdaki yabancı maddelerin ve bakterilerin dişlere yapışmasına yol açıyor. Siyah çayın etkisiyle, ağızdaki bakterilerin kümelenerek dişlere yapışması önleniyor ve dişlerde oluşan yabancı madde birikimi azalıyor. Daha önce İsveçli araştırmacılar, siyah çayla ağız çalkalayanların, dişlerin üzerinde oluşan yabancı madde birikimini azalttıklarını belirlemişlerdi.
Japon bilim adamları da yeşil çayın diş çürüklerini önlediğini açıklamışlardı. Dr. Christina Wu, yeşil çayın diş sağlığına etkisinin saptanması üzerine, siyah çayla ilgili araştırma yaptıklarını belirtti.

NE YARDAN, NE ÇAYDAN..!!
Yeşil çay, siyah çay, bitki çayları… Böbrek iltihabından şişmanlığa, öksürükten saç dökülmesine kadar türlü derdin devası
Çay dünyanın gürültüsünü unutmak için içilir…
T’Ien Yi Heng’in bu sözü ne derece doğru bilinmez. Ama bilinen o ki, çay ve tabii ki bitki çayları her derde deva olma misyonunu elden bırakmıyorlar. Tarihi bilinmemekle birlikte yeşil çayın siyah çaydan çok daha eski olduğu sanılıyor. Çünkü yeşil çay altlığı olmayan fincanla servis yapılırken, siyah çay altlıklı fincanla servis yapılırmış. Fincan altlıkları modern dönemin tipik bir buluşu olduğundan, yeşil çayın, mayalanmış siyah çaydan daha önce içildiğine inanılıyor. Fincan başına yalnızca dört kalori içeren bu müthiş içeceklerin; siyah çay ve bitki çaylarının bakın ne gibi faydaları var:

ÇAYA ATFEDİLEN ÖZELLİKLER

Bedenin tüm uzuvlarında kan dolaşımını kolaylaştırır; uyanık kalmayı sağlar, zihin açıklığı verir.
Yorgunluk ve depresyonla savaşır; canlandırır.
Cildi temizler ve gerer, idrarı temizler.
Gözleri parlaklaştırır, vücudun direncini artırır; metabolizmayı yeniler, kan yapar ve alkol, nikotin, yağın atılmasını çabuklaştırır.
Papatya, nane ve adaçayları mide, göğüs ve boğaz ağrıları ile öksürüğe iyi gelir.
Mayalanmamış yaprakları (yeşil çay mesela) üzerine sıcak su dökerek içmek özellikle kalbe iyi gelir, tansiyonu düşürür.
Yeşil çayda bol miktarda C vitamini vardır. Ayrıca A, B ve B1 – 2 – 3 vitaminlerini de içerir. Başka minerallerin yanı sıra, kalsiyum, potasyum, fosfor asidi, magnezyum, bakır, çinko, nikel, karotin, flüor, tanen ve elbette kafein ihtiva eder. (Çay müptelaları Dost Yayınları’ndan çıkan “Çayın Kültür Tarihi” adlı kitabı mutlaka okumalılar.)

Kalp krizine siyah çay
CHICAGO (a.a)
Hollandalı bilim adamları, siyah çayın kalp krizi riskini azalttığını saptadı.
Daha önceki araştırmalarda, siyah çayın içindeki flavonoids maddesinin kalp hastalıkları riskini azalttığı belirlenmişti. Yaş ortalaması 55 olan 4807 denek üzerinde yedi yıl araştırma yapan uzmanlar, deneklerin yaşam şekli ve beslenmelerinin kalp hastalıkları üzerindeki etkisini araştırdı. Araştırma sonucunda, günde 375 ml. çay tüketen deneklerde, çay içmeyen deneklere göre kalp krizi riskinin yarı yarıya azaldığı gözlendi. Ayrıca, çay tüketen deneklerde öldürücü kalp krizi riskinin de üçte bir azaldığı kaydedildi. Araştırma American Journal of Clinical Nutrition adlı dergide yer aldı.
ÇAY GİBİ DOST OLMAZ

DR TUNCAY FİLİZ Sudan sonra dünyada en çok tüketilen içecek.Bilinen şu kadim siyah çayın sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteren kanıtlar gittikçe artıyor.Ancak buna itiraz edenler de var. Harvard Halk Sağlığı Bölümü’nden Dr. Meir Stampfer, “Çayın klinik kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğunu doğrulayamıyoruz.” diyor.Mekanizma Bilinmiyor.Halbuki bazı yakın tarihli çalışmalarda çay içmenin koroner arter hastalığının ilerlemesini yavaşlattığı, inme geçirme ve bazı kanserlere yakalanma riskini düşürdüğü bulundu. Yine de hiçbir çalışmada çayın vücutta hangi mekanizmayla etkili olduğu şu ana kadar gösterilemedi.
Damarlarda Tavşan Kanı Kuzey Amerika Çay Ticareti Sağlık Araştırmaları Birliği tarafından desteklenen bir çalışmada, kalp hastalığı olan 50 kişi takip altına alındı.Katılımcılardan bir ay boyunca suyla beraber günde en az dört fincan siyah çay içmeleri istendi.
Boston Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dr. Joseph Vita, çay içtikten sonra damar fonksiyonunda anlamlı düzelmeler bulduklarını söylüyor.
Eski çalışmalarda flavonoidden zengin gıdalarla beslenenlerde kalp krizi ve inme riskinin daha düşük olduğu bulunmuştu.
Flavonaoidler üzüm,elma,soğan ve siyah çay gibi besinlerde bol miktarda bulunuyor.Kardiyologlar, çayla koroner arter hastalığı riskinde azalma arasında ilişki kurabilmek için daha ileri çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar. Meir Stampfer’ e göre çalışmadaki en önemli eksiklik, ölçümlerin hastaların kol arterlerinde yapılmış olması.
kaynak: http://www.drtuncayfiliz.com/cay.htm

KATARAKT ÖNLEYİCİ….
Hintli araştırmacılar, çay içindeki maddelerin kataraktı önlediği görüşündeler.
Göz merceğinin saydamlığını yitirmesi olan katarakt, körlük nedenleri arasında %40′lık bir paya sahip. Çay, birçok hastalık üzerindeki iyileştirici etkilerini, zengin bir antioksidan maddeler deposu olmasına borçlu. bunlar, beden dokularını tahrip eden ve “serbest radikaller” denen kararsız oksijen moleküllerini yok ediyorlar. Haydarabad’daki
L.V.Prasad Göz Enstitüsü’nden moleküler biyolog Dorairajan Balasubramanian, fare yavrularına katarakt yapacak bir madde aşılamış, Sonra farelerin bir grubuna 12 gün süreyle, altı bardak çaya karşılık gelecek ölçüde yeşil çay ekstresi, bir gruba siyah çay ekstresi ve son gruba da yalnızca serum aşılamış. Fareler altı haftalık olunca öldürülmüş ve gözleri incelenmiş. Yeşil ve siyah çay içen farelerde kataraktların, kontrol grubuna göre daha yavaş geliştikleri gözlenmiş. Hintli araştırmacı, bunu çay ekstrelerinin oksidasyon stresini ortadan kaldırması- na bağlıyor ve dünyada en çok çay tüketen ulus olan Çin’de kataraktın az görülmesine dikkat çekiyor.

ÇAYDAN KALBE DESTEK
O bildiğiniz çayın içinde, flavonoidler adı verilen antioksidanlar var. Bunlar, kötü kolesterol LDL’nin oksidasyonunu azaltıyor, kalp krizi riskini düşürüyor.
Becel Sağlık Bülteni’nde, ciddi hastalıkların başında gelen kalple ilgili ilginç bir bilgi var. ABD’de yapılan araştırma, çayın içindeki antioksidan maddelerin, kalp krizini azalttığını ortaya koymuş. Bir bilim adamı, aynı yaşlardaki sağlıklı 340 kişiyle kalp krizi geçiren 340 kişiyi incelemişler. Ve günde en az bir fincan içenlerin kalp krizi riski, % 46 daha azmış.
Vücudumuzda besinlerin yakılması sırasında, serbest oksijen redikalleri denilen, son derece aktif bazı kimyasal maddeler açığa çıkıyor. Bunların asil görevi, vücuda zararlı maddeleri oksitleyerek, etkisiz duruma getirmek. Ama serbest oksijen redikallerinin fazlası, vücudun kendi dokularına zarar veriyor. Birçok hastalığın temelinde de, serbest oksijen redikallerinin zararlı etkileri var.
Flavonoidlerin gücü
Kalp hastalıkları, Alzhemer hastalığı ve kanser türlerinin gelişmesinde, bunlar önemli bir rol oynar. Antioksidanlar ise, serbest oksijen redikallerini etkisiz hale getirerek zararlarını önlüyor. Vücudumuzda LDL denilen kötü kolesterolün oksidasyona uğraması, kalp hastalıklarına neden oluyor. Ama çayın içindeki ”Flavonoidler” adı verilen antioksiddanlar, işte bu LDL kolesterolün oksidasyonunu azaltıyor.
Posta , 13 / 05 / 1999

ÇAY MUCİZESİ
Günde 4 bardak çay içmek damar sertliğini önlüyor.
Her gün düzenli içilen çayın, özellikle kadınlarda arteroskleroza ( Damar sertliği ) karşı koruyucu olduğu bildirildi. Hollanda’da Wageningen Üniversitesi araştırmacılarından Dr. Johanna Geleinjse başkanlığındaki ekibin yaptığı araştırma, günde 1-2 bardak çay içenlerde damar sertliği riskinin % 46 azaldığını gösterdi.
Kadınlarda daha etkili
Günde 4 barda çay içenlerin damar sertliğine yakalanma riski ise % 69 azalıyor. Yaklaşık 3500 kişi arasında yapılan araştırma çayın koruyucu etkisinin kadınlarda erkeklerden daha fazla olduğunu da ortaya çıkardı, ancak bunun nedeni anlaşılamadı. Çayda bol miktarda bulunan ve ” flavanoidler ” adı verile organik maddelerin damar sertliğine karşı önleyici etkisi olduğu düşünülüyor. Dr. Geleinjse araştırmalarının bu yönde yoğunlaştığını, adı geçen maddenin etkisini incelediğini söyledi. Tıp dilinde arterosklerroz olarak adlandırılan hastalıkta, atardamar duvarları esnekliğini yitirip sertleşiyor ve kan dolaşımında ortaya çıkan bozukluk, kalp krizi ve beyin kanamasına yol açıyor.
Akşam, 14 / 10 / 1999

KANSERE KARŞI KALKAN ÇAY
Araştırmalara göre çay tüketimi kanser riskini azaltmada olumlu etli göstermektedir. Çayın olumlu etkisi kanseri önlemede söz konusu olduğu gibi var olan tümörlerin büyümelerine karşı da etkili olduğu ifade edilmektedir. Çayın mide ve yemek borusu kanserleri üzerinde çok olumlu etkileri meydana getirdiği tespit edilmiştir. Moda, güzellik ve sağlık hakkında ilginç konular yer alan Votre Beaute Dergisi’nin Haziran sayısında yer alan bir habere göre ise 4 barda yeşil çay içmek kalp damar hastalıkları ve kanser riskini azaltıyor, diş çürümelerini ve kemik erimesini önlüyor, migreni geçiriyor. İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde yardımcı oluyor.
Zümrüt, 14 / 08 / 2000

ÇAY KAN DAMARLARINI ÇALIŞTIRIYOR
Çay tiryakilerine müjde !
Her gün içilen 2-4 fincan çayın kalp hastalarında damarları rahatlatarak çalıştırdığı saptandı. Boston üniversitesi bilim adamlarının yaptığı ve Kuzey Amerika Çay Tacirleri Sağlık Araştırma kuruluşu tarafından desteklenen araştırmada, işlevini yapmayan damarı, çayın harekete geçirebildiği gözlendi.
Boston Üniversitesi’nde yapılan ve ABD’nin New Orleans kentinde süren Amerikan Kalp Birliği kongresinde sunulan bir araştırma, her gün içilen çayın, kan damarlarını iç cidarlarının daha iyi çalışmasına yardımcı olduğu saptandı. Araştırma ekibinin Dr. Joseph Vita, ” Düzenli olarak çay içenlerin enfarktüs veya beyin kanamasına yakalanma riskinin daha az olduğu biliniyor. Ancak şimdi bunun nedeni anlaşılmaya başladı” dedi.
Boston Üniversitesi bilim adamları çayın, koroner hastası 50 kadın ve erkek arasında yapılan araştırmalarda, deneklerin bir kısmına günde 4 büyük bardak çay içirildi. Diğer grup ise günde 4 büyük bardak su içti.bir ay sonra yapılan kontrolde, çay içenlerde damarların normal çalışmaya başladığı saptanırken, su içenlerde har hangi bir değişiklik görülmediği belirlendi. 2 hafta süreyle düzenli olarak çay içildikten sonra damarların içinde ne olup bittiğini anlamak için ultrason tekniğinden yaralanıldı. Dr. Vita, ” Koroner hastalarının endotelyumunun, kan damarlarının genişleten ve kan akışını artıran nitrik oksit maddesini daha çok salgıladığını gördük ” dedi.
Araştırmacılar, çayın içinde bulunan ve çaya tadını vere flavinoids maddesinin, damarları olumlu etkilediğini düşünüyor. Çayın içinde bulunan kafeinin ise bu konuda bir rolü olmadığı sanılıyor.
NTVMSNBC, 14 / 11 / 2000

ÇAYIN NİMETLERİ
Günde 4-6 bardak çay içmek büyük fayda taşıyor.
ABD’Lİ uzmanların çay üzerin yaptıkları araştırmalar ülkemizde çok sevile bu içeceğin sağlığımız acısından çok faydalı olduğunu ortaya koydu. Çay içinde bulunan antioksidan maddeler vücut için zararlı olan moleküllerle savaştığını belirten uzmanlar, ”Böylece kalp, akciğer , bağırsak kanseri gibi kronik hastalıkların gelişmesi de önlenmiş oluyor” dedi. Uzmanların yaptığı araştırmalara göre, bir bardak çayda 200mg antioksidan bulunuyor. A, B6, B1, B2 vitaminleri de vücuda enerji vererek doping görevi görüyor. Özellikle potasyum kalp ritmini normal bir şekilde devam etmesine yardımcı oluyor. Uzmanlar günde bir bardak ya da daha fazla çay içen kişilerin kalp krizi geçirme riskinin çay içmeyenlere oranla yarı yarıya daha az olduğunu belirterek günde ortalama 4 yada 6 bardak çay içilmesini öneriyor.
Akşam, 12 / 12 / 2000

SOĞAN , ELMA, ÇAY PROSTATA ENGEL
Dünyanın önde gelen tıp araştırma merkezi Rochester deki mayo Klinik’te yapılan araştırma elma, soğan, ve çayın prostat kanserini ortaya çıkardı. Çinli Prof. Nianzeng Xinğ 2 yıl süren araştırmasında elma, soğan. Ve çayda bulunan Qurecetin denilen maddenin prostata yol açan hücreleri tecrit ederek çoğalmasını önlediğini ortaya çıkardı. Qurecetin maddesinin prostat büyümesi nedeniyle ortaya çıkan idrar yapma zorluğu, idrar yolları iltihabı gibi yan etkileri de geçici olarak ortadan kaldırdığı belirtildi. ABD Tıp Cemiyeti Qurecetin haplarının 2-3 yıl içinde piyasaya çıkacağını açıkladı.
Sabah, 25 / 04 / 2001

ÇAY DNA’LARI KORUYOR
Amerikalı bilim adamlarının yaptıkları son çalışma bir bardak çayın DNA’lara zarar veren genleri önlediğini ortaya çıkardı. Genetik bozulmanın kansere hatta ölüme yol açabileceğini söyleyen uzmanlar hem yeşil çayın hem de siyah çayın içerdiği yüksek miktarda antiokidantlar sayesinde kanserin önüne geçilebildiğini belirtti. Bu araştırmanın çayın DNA’lara olan direk etkisini ortaya çıkardığını vurgulayan uzmanlar çayın yanısıra sütünde benzer faydaları olabileceğinin altını çizdi.
Sabah, 27 / 04 / 2001

KANSERE KARŞI GİZLİ SİLAH , ÇAY
Son yıllarda yapılan birçok araştırmada düzenli olarak çay içilmesinin kansere yakalanma riskini azalttığını gösteriyor. Uzmanlar bunun nasıl gerçekleştiğini araştırmaya başladılar. New Jersey Rutgers Üniversitesi uzmanlarından Dr. Chen yaptığı açıklamada bu gizli silahın siyah çayda bulunan theaflavin-3 monogallat adlı madde olduğunu belirtti. Kısaca TF-2 olarak adlandırılan bu madde normal hücrelere bir etki yaratmazken, kanser hücrelerini bir anlamda intihara sürüklüyor. Tıp dilinde apoptosis adı verilen programlı hücre ölümü, siyah çayda bulunan TF-2 adlı madde etkisiyle kanser hücresinde çok erken gelişiyor.
Dr. Chen çayın kanser tedavisinde kulanılabilmesi için kat edilmesi gereken daha çok yol olduğunu belirtiyor.
Çaydaki etkili maddenin de ait olduğu polifenolleri içersine başka gıdalar da var. Örneğin yeşilçay ve üzüm kabuğu bu gıdalar arasında yer alıyor. Ancak kansere karşı etki siyah çaya olan daha düşük. Laboratuvarlarda bu maddelerin kansere karşı etkilerini güçlendirmek için yoğun çalışmalar yapılıyor.
Hürriyet, 05 / 09 / 2001

BİLİNÇLİ İÇİLDİĞİ TAKTİRDE ÇAY İLAÇ GİBİ
Çayın yemeklerden 1-2 saat önce veya sonra şekersiz ya da az şekerli günde en fazla 5-6 bardak ve açık içilmesi gerektiği belirtildi.
İstanbul – MÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Enver Töre ” içinde taşıdığı zengin mineraller sayesinde bir çok hastalığa iyi gelen çay Türkiye’de bilinçsiz şekilde, hiç ara vermeden sabahta akşama kadar içiliyor ” dedi. Çayın bilinçsiz içilmesinin, kansızlığa, demir eksikliğine, sinirliliğe, gerginliğe ve uykusuzluğa neden olduğunu vurguladı.
Çay sempozyumu
Marmara Üniversitesi ( MÜ ) Fen – Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Enver Töre Türkiye’de çayın bilinçsiz bir şekilde içildiğini belirterek, bunun da kansızlığa, demir eksikliğine, damar sertliğine, sinirliliğe, gerginliğe ve uykusuzluğa neden olduğu bildirildi. MÜ Türkiye Araştırma ve Uygulama Merkezi’nce, ” Türk Kültüründe Ayrıntılar. ” Çay başlığıyla düzenlenen 2 günlük uluslar arası sempozyum, Üniversitenin Göztepe Yerleşkesi’nde başladı.
Mutluluk Kaynağı
Sempozyumun açılışında konuşan merkez müdürü Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, Türk kültüründe önemli bir yeri olan çayın insana mutluluk verdiğini söyledi. MÜ rektör yardımcısı Prof. Dr. Emre Dönel de 5 bin yıl önce Çin’de tıbbi tedavide, daha sonra da içecek olarak kullanılan çayın Türkiye’ye 19. yüzyılın sonlarına doğru geldiğini hatırlatarak, ”1930 – 1940′li kişi başına düşen çay tüketimi yıllık 60 gramken, bu gün 2,5 kilograma çıkmıştır” dedi
Nasıl İçilmeli
” Şifa Bitkisi Çay ” başlıklı bildirisinin MÜ Fen – Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Enver Töre çayın yararlarının yanında içim sonucu zararlı olabileceğini dile getirdi. Doç. Dr. Töre çayın kendi başına asla kilo işaret ederek, şunları kaydetti. ” içinde taşıdığı mineraller sayesinde bir çok hastalığa iyi gelen çay, Türkiye’de bilinçsiz bir şekilde hiç ara vermeden sabahtan akşama kadar içiliyor. Çayın, yemeklerden 1-2 saat önce veya sonra, şekersi ya da az şekerli, günde 5-6 bardağı geçmeden açık içilmesi gerekiyor. Yemeklerden hemen sora çay yemekle birlikte aldığımız demiri yeterli miktarda emilemez hale getirdiği için kansızlığa yol açıyor.
Zarar ve Yararları
Yani çayın bilinçsiz içildiği taktirde kansızlığa, demir eksikliğine, damar sertliğine, sinirliliğe, gerginliğe, ve uykusuzluğa, ayrıca mide asit salgısını arttırarak gastrit ve ülsere neden oluyor. Çayın doğru içildiğinde bir çok hastalığa karşı önemli bir reçete olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Töre yararlarını şöyle sıraladı: Cildi daha canlı ve parlak görünmesini sağlar. Kısırlığı önler. Sindirim ve başaltım sistemine yardımcı olur. Kandaki ve pıhtılaşmayı iltihaplanmayı giderir. Kolesterol ve tansiyonu düşürür. Diş çürümelerine karşı koruyucu etkisi var.
Zümrüt, 14 / 11 / 2001

KANSERE KARŞI ÇAY İÇİN
İngilizler’in yaptığı bir araştırmaya göre, çay içmenin kanseri önlemeden, DNA bozukluklarını düzeltmeye kadar insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri saptandı.Edinbrugh’daki Heriot – Watt Üniversitesi’yle Gıda Araştırma Enstitüsü’nün birlikte yaptıkları araştırmada çayın, genetik özelliklerini belirleyen DNA’yi kontrol altında tuttuğu tespit edildi. Kontrol altında tutulan DNA’lar sayesinde genlerin bozularak kanserli hücrelere dönüşmeleri önlenmiş oluyor.
DNA bozuklukların kansere neden oldukları ifade eden aştırmayı yürüten heyetin başındaki biyokimyacı Michel Schweizer, yaptıkları testlerin DNA’nın bozulmasını önlemede çayın çok yararlı olduğunu gösterdiğini belirterek ” Eğer DNA doğru bir şekilde kopyalanmazsa, yanlış ve bozuk DNA elde edersiniz bu da genlerin genel yapısında bir bozukluğa yol açar. Bu bozukluklar da çeşitli kanserlere neden olur. Çayın flavinoid denilen anti-oksidanlar acısından zengin olduğu öteden beri biliniyor. Bu madde de kanseri önleyici nitelik taşıyor. Kanser riskini azaltıyor ” açıklamasını yaptı.
Schwweizer, sonunda çayın en yararlı gıda olduğunu ortaya cıktığını belitti. Araştırmacı Scheeizer,bu araştırmadan sonra kahve alışkanlıklarının yerini çaya bırakacağını da söyledi.
Türkiye, 24 / 02 / 2002

DOĞAL İLACIMIZ ÇAY
Türkiye’de en fazla tüketilen içecek olan çayın. Bazı hastalıklara karşı ilaç kadar etki ettiği bildirildi. Çayın, vücuttaki zararlı maddeleri yok ettiği, ishali durdurduğu ve börekleri daha iyi çalışmasını sağladığı belirtildi.
Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fevzi Keleş, yaptığı açıklamada, temel içecek maddesi olan sudan sora çayın en fazla tüketilen içecek olduğunu belirti, uzun yıllardır kullanılan çayda hiçbir katkı maddesi bulunmadığın, insanlara doğal bir ilaç olarak fayda sağladığını söyledi.
Bilimsel bulgular sonucu çayın bir çok faydasının belirlendiğini anımsatan Prof.Dr. Keleş, şöyle devam etti.
” Çaydaki kafein nedeniyle çayın dinlendirici özelliği vardır. Çay özel teanin maddesi, beynin alfa dalgaları yaymasını teşvik eder. Bu dalgalar, uyuşukluk yapmadan dinlenme özelliğindendir. Kafein sinir sistemini uyarır, damarların gelişmesini, kan devrinin hızlanmasını
sağlar. Çay içenlerde zihin açıklığı olur. Ders çalışırken, kitap okurken verimliliği arttırır.
Kansere karşı koruyor
Ağır ve yağlı yemeklerden 1 saat sora içilen çayın hazmı kolaylaştırdığını ifade eden Keleş, söyle konuştu:
” Çay, vücutta metabolizma sonucu oluşan zararlı atık ve zehirli maddeleri azaltır ve yok eder. Bu olumlu etki, çaydaki (P) vitamini diye adlandırılan antioksidan özellikli fenolik bileşiklerden kaynaklanır. Çay, bu yönüyle de bazı kanserlere karşı insan vücudunu koruyor. Çaya rengini veren fenolik bileşikler, damar çeperlerini güçlendiriyor. Sonuçta damar çeperleri yırtılması sonucu meydana gelebilecek, başta beyin kanaması olmak üzere her türlü kanama riskini azaltıyor.”
Dış için faydalı
İçerdiği mineral maddeler nedeniyle vücuttaki mineral madde dengesinin kurulmasında sudan çok çayın etkili olduğunu belirten Keleş, çayın özellikle yaz aylarında susuzluğun giderilmesinde daha çok tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Prof.Dr. Keleş, söyle devam etti:
Mineral maddeler nedeniyle dış sağlığı için çay içilmesi çok önemlidir. Çaydaki teobromin ve teofilin maddeleri de idrar sökücü özelliği sahiptir. Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlayan çay, böbrek yetmezliği olanlara işe olumsuz etki yapabilir. Çok koyu çay, normal insanlarda kabızlık yapabiliyor. Ancak ishal olanların koyu çay içmesi sonucu da ishal önlenmiş olur.”
Prof.Dr. Keleş, çay banyolarının, sıcak çay emdirilmiş temiz tülbent veya pamukla yapılan kompres ve pansumanların, göz ve ciltteki bazı rahatsızlıkları giderdiği, dış derideki hemoroid memelerini küçülttüğü ve ağrıları dindirdiğini kaydetti.
Karadeniz, Takvim, Vakıf, Güneş, 26 / 02 / 2002

KANSERİN ÇARESİ ÇAY
Siyah ve yeşil çayın, kalp hastalıkları riskinin yanı sıra mide ve yemek borusu kanseri riskini de azalttığı saptandı. Amerika Kanser Araştırma Kuruluşu’nun 93.kongresinde, konuyla ,ilgili yaptıkları bır araştırmanın sonucunu açıklayan ABD’deki Keck Tıp Okulu Ve Çin’deki Şanghay Kanser Enstitüsü Uzmanları, çayın içindeki antioksidan bileşik polyphenols’un midede kansere neden olabilen kimyasal maddeleri parçalayarak yok ettiği bildirildi. Araştırmayı 45-64 yaş grubunda 18nin 344 erkek denek üzerinde yapan Amerikalı ve Çinli bilim adamları, çay içenlerinin idrarlarında kansere yol açan maddelerin daha az , mide ve yemek borusu kanserinin yarı yarıya az görüldüğünü açıkladı. Havuç, ıspanak,meyve ve diğer sebzelerde bulunan anti kanserojen madde karoten’i yeterli derecede almayan, sigara ve alkol tüketen ve midelerinde H pylori bakterisi bulunan kişilerde mide kanseri riski bulunur.
Yeterli miktarda çay içen ve mide sağlığına önem veren kişilerde ise bu risk azalıyor. Bilim adamları, çayın içindeki polyphenols maddesinin kansere yol açabilen kimyasal etkenleri önleyici etki gösterirken, C ve E vitamini gibi, proteinleri ve DNA’yi oksitlenmenin meydana getirdiği hasardan koruduğunu, sağlıklı hücrelerin hasar görmesini önlediğini ve kanser tümörlerinin büyümesini durdurduğunu bildirdi.
Ntvmsnbc,Türkiye, Milliyet, 09 / 04 / 2002

SİYAH ÇAYIN KALP KRİZİ RİSKİNİ AZALTIĞI SAPTANDI
Hollandalı bilim adamları, siyah çayın kalp krizin riskini azalttığını saptadı
Daha önceki araştırmalarda, siyah çayın içindeki flavonoids maddesinin kalp hastalıkları riskini azalttığı belirlenmişti. Siyah çayın, öldürücü ve öldürücü olmayan kalp kasındaki beşleyici damarın tıkanması hastalığı üzerindeki etkisini inceleyen uzmanlar, çayın kalp krizi riskini azaltarak, hastalığın öldürücü etkisini düşürdüğünü saptadı.
Yaş ortalaması 55 olan 4807 denek üzerinde 7 yıl araştırma yapan uzmanlar, deneklerin yaşam şekli ve beslenmelerinin kalp hastalıkları üzerindeki etkisini araştırdı. Araştırma sonucunda, günde 375ml. Çay tüketen deneklerde, çay içmeyen deneklere göre kalp krizi riskinin yarı yarıya azaldığı gözlendi. Ayrıca, çay tüketen deneklerde öldürücü kalp krizi riskinin 3′te 1 azaldığı kaydedildi. Çayın içindeki anti kanserojen flavonoids maddesinin, damarlardaki hasar üzerinde etkili olduğuna değinen uzmanlar, çayın kalbi besleyen damarlar üzerinde de iyileştirici etkisinin bulunduğunu belirtiyor.
Amerikan Journal of Clinical Nutrition adlı dergide yer alan araştırma raporunda, genellikle yaşlı insanların çay ve anti kanserojen maddeler içeren sebze ve meyve tüketimine önem vermeleri gerektiğine işaret edildi.
Ntvmsnbc, 26 / 04 / 2002

ÇAY HAYAT KURTARIYOR
Amerikan kalp vakfı, haftada en az 14 fincan çay içmenin kalp krizinden sonra yaşama şansını arttırdığın açıkladı. Vakfın bülteninde yayınlanan habere göre kalp krizi geçirdikten 4 gün sonra 1900 hastanın çay tüketimi 4 yıl süreyle izlemeye alındı. 1019′u hiç içmeyen, 615′i haftada 14 fincandan az içen, 266’sı ise tiryaki olan bu hastaların 313′ü öldü. Ölenlerin hiç çay içmeyen 1019′luk gruptan olduğu belirlendi.
Hürriyet, 08 / 05 / 2002

KALP KRİZİ GEÇİRENLERE ÖNERİ
Günde 2 fincan çay, ölüm riskini yüzde 44 düşürüyor.
Günde en az 2 fincan çay içenler, kalp krizi sonrası 3 yıl içinde ölme riskini % 44 oranında azaltıyor. Amerika’daki dünya çapında saygınlığa sahip Harvard Üniversitesi tarafından gerçekleştiren araştırmaya göre kalp krizi geçiren kişilerin günde en az 1*2 fincan çay içmesi gerekiyor.
Dr. Keneth Mukamal ve ekibinin gerçekleştirdiği araştırma 1900 Amerikalı kalp hastası üzerinde yürütüldü. Hepsi bir kez kalp krizi geçiren hastalar, 1 fincan çay içenler, 2 ve daha fazla fincan çay içenler ve içmeyenler olarak gruplara ayrıldı.
Düzenli içilmeli
Araştırma sonucu, günde 2 fincan ve daha fazla fincan içenlerin kalp krizi geçirdikten sonra 3-4 yıl içersinde ölme riskini, çay içmeyenler göre % 44 oranında azaldığı görüldü. Günde sadece 1 fincan çay içenlerde ise bu oran % 28 olarak belirlendi.
Dr. Mukamal , ” düzenli olarak çay içenlerin ölüm oranının daha düşük olduğunu belirledik. Çayın, kalp krizi sonrası ölüm riskini düşürmesinde cinsiyet, yaş, obezite, yüksek tansiyon yada sigara tüketimi gibi faktörler hiç fark etmiyor” diye konuştu. Dr. Mukamal, çayın bu denli faydalı ve etkili oluşundaki sebebin, içerdiği kan pıhtılaşmasının ve damarların tıkanmasını önleyen antioksidan türü ” flavonıid ” maddesi olduğunu belirtti.
Sabah, 08 / 05 / 2002

ÇAY KEMİK YOĞUNLUĞUNU KORUYOR
Tayvan’ın Ulusal Çeng Kung Üniversite Hastanesi’nden bilim adamları, çayın başta bel ve kalça olmak üzere tün vücuttaki kemiklerin mineral yoğunluğunu koruyucu etkisinin açıkça ortaya çıktığını belirttiler.
Araştırmacılar, çaydaki ve özellikle yeşil çaydaki florür seviyesinin yüksek olmasının zaman içinde kemik yoğunluğunun artmasına yardımcı olabileceğini söylediler.
Bilim adamları, kemiklere yarar sağlayan çok çay içmek değil, çay alışkanlığının süresi olduğuna dikkat çektikleri. Çayın kemikler üzerindeki etkisinin on yıldan fazla süreden beri düzenli çay içenlerde görüldüğü görüldü.
Araştırma, çay içme alışkanlığı olan 497 Çinli erkek ve 540 Çinli kadın üzerinde yapıldı. Çayın, sağlık üzerinde etkisi olan 4 bin kimyasal bileşik ihtiva ettiği belirtiliyor.
Ntvmsnbc, Türkiye, 13 / 05/ 2002 Ana Sayfa
kaynak: http://www.rtb.org.tr/tea.asp

 

ÇAY, MIDE VE YEMEK BORUSU KANSERINI DE ÖNLÜYOR

CHICAGO (A.A) – 08.04.2002 – Siyah ve yeşil çayın, kalp hastalıkları riskinin yani sıra mide ve yemek borusu kanseri riskini de azalttığı saptandı. Amerikan Kanser Araştırma Kurulusu`nun 93. kongresinde, konuyla ilgili yaptıkları bir araştırmanın sonucunu açıklayan ABD`deki Keck Tip Okulu ve Çin`deki Sanghay Kanser Enstitüsü uzmanları, çayın içindeki anti oksidan bileşik polyphenols`un midede kansere neden olabilen kimyasal maddeleri parçalayarak yok ettiğini bildirdiler.

Araştırmayı 45-64 yas grubundaki 18 bin 344 erkek denek üzerinde yapan Amerikali ve Çinli bilim adamları, çay içenlerin idrarlarında kansere yol açan kimyasal maddelerin daha az, mide ve yemek borusu kanserinin yari yariya az görüldügünü açıkladı. Havuç, ıspanak, meyve ve diğer sebzelerde bulunan anti kanserojen madde karoten`i yeterli derecede almayan, sigara ve alkol tüketen ve midelerinde H pylori bakterisi bulunan kişilerde mide kanseri riski bulunuyor. Yeterli miktarda çay içen ve mide sağlığına önem veren kişilerde ise bu risk azalıyor.

Bilim adamları, çayın içindeki polyphenols maddesinin kansere yol açabilen kimyasal etkenleri önleyici etki gösterirken, C ve E vitamini gibi, proteinleri ve DNA`yi oksitlenmenin meydana getirdiği hasardan koruduğunu, sağlık hücrelerin hasar görmesini önlediğini ve kanser tümörlerinin büyümesini durdurduğunu bildirdiler.
 
DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN !

Ayağınız mı kokuyor?
Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.

Boğaz ağrılarında
Posaları süzülp soğuyan demi boğaz ağrılarında ­gargara olarak kullanılır.

Buzdolabınız koku mu yapıyor?
Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.

Cildiniz çok mu yağlı?
Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi oğuşturun, balsam vazifesi görün.

Derinizdeki yaraların temizlenmesi
Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.

Eliniz balık, soğan mı kokuyor?
Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. işte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?

Gözünüz çapak mı yapıyor?
Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış gözlerinize ve etrafına tatbik edin.

Saçınız mat mı?
Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor.

Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız?
Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.